23.3.12

Bin Rüzgar Esti Şehre

Tam olarak neyi yazmak veya yazmamak arasında kalışlarım; bana, neyi yaşayıp neyi yaşamamak konusundaki tereddütlerimi anımsattı. Bir türlü kaleme dokunmayışım bu yüzdendir.
Her zamanki düşünce okyanusuna attığım oltamı bu yüzden boş çekiyorum. Büyük yada küçük balık farketmez aslında. Farkeden tek şey okyanusumda devamlı yaşatabildiğim balıklarımın olması. İşte size önemli bir şeyin tanımı. ' Zeginlik '. Aslına bakarsanız bundan bahsedecek değildim ama üfleyerek ilerliyorum hayatta. Şehre zenginliği ben üfledim. Düşüncelerimizin varlığına inanıyor ve yokluk çekmiyorsak ömrümüz bereketli demektir.


Ve önemli olan ikinci birşey de; okyanusumun temizliği. Onca düşünce ve fikirlerden arınmadan yaşacak kadar güçlü değiliz hiç birimiz. Hangimiz temiz bir havayı içimize çekmeyi sevmeyizki. Bu yüzden akılda tutacağıma toplarım hepsini, hayatımın bir çok anına yerleştiririm büyük bir özenle ve bazen umursamaz bir özensizlikle. Bunu çok düşünmem, çünkü 'düşünce' dediğimiz şeyi başta zaten fazlasıyla yapıyoruz. Şimdi bütün iş harekete geçmekte. Ve size söyleyeceğim yeni bir tanım daha. ' Özgürlük '. Şehre özgürlüğü ben üfledim.


Yaşadığım çevrede şahsen ben uzun süreli gürültüyü sevmem. Kişiden kişiye değişecek birşeyden bahsediyormuşum gibi görünebilir. Ama insan yaşadığı çevreye nazaran kendinede bakmalıdır. Bir toprak gibi bereketini her mesim verebilmelidir. Meyvasından tatmalı, lezzetini bilmelidir daima. Bunun için de gerekli olanda dinlemektir. İnsanın kendini dinlemesi, kendisile yalnız kalmasından geçer. Işıkların kapatıldığı bir dünyayı hayal edin. Görebildiğiniz kadarını düşüneceğinizden aklınızda hep kendinizle ilgili şeyler geçecektir. Durun! Bana kalırsa yalnızlıktan korkmadan bir süre daha yakmayın ışığı. İçinizi dinleyin. İçinize cevap verin. Ve bir kez daha tanıyın kendinizi.
İşte bu da' Cesaret' demektir. Şehre cesareti siz üflediniz...


teşekkürler :)

9.3.12

kırıklarım 1

uzun zamandır şair değildi kalemim; belkide bir türlü şiir olamadığımdandır...

4.3.12

Gecenin Hikayesi


Geçmiş nedir? Nerededir?  Aklımızın bir köşesinde mi gizli kalbimizin derinlerinde mi?
Aslına bakarsak ben çok uzun zamandır düşünmüyordum bunları. Sadece bugünü yaşıyor, ve yarını planlıyordum. Birbirinin benzeri günler bir kaset çalar gibi tekrarlarken kendini, geçmiş pek fazla anlam taşımıyordu.
Birkaç gün önce başıma gelen olay derin uykumdan uyandırmıştı beni. Ve düşünmeye başladım.Her şey tanımadığım bir numaranın gecenin bir yarısı ısrarla beni aramasıyla başladı. ‘ gecenin bir yarısı ısrarla çalan ‘ telefonları sevmem. Genelde iyi haber vermezler. Öyle de oldu.  Küçükken yaşadığım sokakta vakit geçirdiğim tek bir arkadaşım vardı. Çocukluk anılarımı onun ismiyle tanımlardım adeta. Ve en çok o yakışırdı çocukluk anılarıma. İşte o gece onun ölüm haberi için çalmıştı telefonum. Birden yataktan fırladım ve üzerime düşen her neyse onu yaptım. Evet üzgündüm. Evet ölüm inanılmaz bir sondu. Fakat başka bir şey daha vardı. Başka bir şey daha var içimi boğan. İçim boğuluyordu adeta. Bir türlü rahat edemiyordum.

 Üzerinden bir hafta geçmedi bir sabah hiç olmayacak kadar erken kalktım. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi sabah ezanı olmuştu beni uyandıran. Yüzümü yıkamaya gittim önce. Işığı açar açmaz ayna belirdi gözümün önünde. Işık gözüme düşmüştü sanki. Uzun bir süre aynaya baktım. Ve en başta sorduğum sorunun cevabını buldum.

Geçmiş aynaydı. Geçmiş benim yıkayarak gizlediğim yüzümdeydi. Geçmişti beni günlerdir boğan. Geçmişin denizinde çırpınıyordum adeta. Çırpınıyordu çocukluğum, gençliğim geleceğim…

Üzerini örtmeye çalıştığım her gün daha çok kaçıyordum. Hep başa sardığım kasetle hipnoz oluyordu hayatım. Planladığım bir gelecek vardı aklımda, geçmişten en ufak biz iz taşımaz sanıyordum. Oysa gece gelen tek bir telefon bozmuştu planlarımı. Geçmişim darmadağın etmişti geleceğimi. Tekrar aynaya baktım bu bendim. Suratımda ki çizgilerdi geçmişim. Geçmişim bendim.

Yüzümü yıkamadım. Sadece Işığı kapadım ve uyumaya devam ettim. Uyutmaya devam ettim geçmişimi. Ve ilk defa yaşadığım hayata başka bir kaset taktım…