24.8.12

Zor Değil Yaşamak İçin

Yazmak için yazmaya gelmedim, anlatmaktı tek derdim. Anlatmak; hayal olan umut dolu her güzel şeyi. İyilikleri ve hala iyi bir şeylerin olabileceğini. 

Hala Mecnunun Leyla'ya kavuşma şansı olabildiğini göstermeye geldim. Bülbülün güle söyleyeceklerini. Tilkinin kürkçü dükkanına aslında sevdiği için döndüğünü ispatlayacaktım ve gökyüzündeki onlarca yıldızın neden asılı kaldığı hakkında gerçek fikirlerim vardı...

 Sonbaharda dolaşan hüznün gerekliliğini ve ilk baharın onu nasıl silip götürdüğünü izletecektim size. Bir annenin ninnisinde ki huzuru dinletecektim, oradan alınması gereken en büyük dersi. Yorgun argın eve gelen orta halli bir memurun çabasını tutacaktım avuçlarımda, ve gösterecektim 75 yaşındaki Ahmet amcanın yaşama sevincini. 

Yazmak için değil yazılmak için bekleyen şeylerden bahsedecektim.  Aşk acısını yaşamadan izleyin, yaşamaktan beter olun istedim. Evladını aylardır aynı hastane koridorun da bekleyen babanın yerine oturup hüngür hüngür ağladığınızı görecektim. Gerçek olmayan milyonlarca masalın gerçekliğini ispatlayacaktım size. 
Kasanızda sakladığınız sayılı mirasınızın aslında hiç bir şeyi satın alamayacağını okutacaktım.

En eski bir eşyanın kocaman evdeki değerini sokacaktım insanların gözüne. Dört duvar arasına sıkışmış bir böceğin hikayesine kimse inanmayacaktı. Topal bir ayağın koşma umuduna şaşıracaktı herkes. Ve aslında kötü huylu bir beyin tümörünün nasıl iyi huylu çıktığına. 

Evvel zaman içinde duymadığınız her şeyi hemen önünüze sunacaktım. Düşüncelerinizin nasıl evrim geçirerek  Fikir olduğunu görecektiniz. Hayal kurma yeteneğinizi verecektim elinize. Ve sevdiğiniz onlarca şarkıyı tekrar dinleyektiniz...

Elimdeki kalemi zorla almaya çalışan herkese satır satır anlatacaklarım vardı. Cümle cümle ağıtlarım. Durun diyecektim. Engelim olmayın. Mürekkebim hala temizken, hala benimken ve hala uçabiliyorken bırakın yazayım...



6.8.12

EĞER

Yazamıyorsam ve asla hayal edemiyorsam eğer. Ve yalnızsam her şeye olur olmaz ağlıyorsam. Tüm gün uyumuyor deli gibi küfürler ediyorsam hayata. Yoksun ve yoksulsam yaşamaktan. Annemi daha sık arıyorsam ve kendimi amaçsız bir kayık gibi sürüklenmiş hissediyorsam okyanuslara dökülen nehirlerde. 

Bakmıyorsam telefonlara ve kilitlemişsem kendimi her zamankinden biraz fazla karanlık olan odama. Üşüyorsa ellerim dışarıda ki güneşten utanıyorsa adeta. Ve güneş sana değdikten sonra uzanmıyorsa artık bana; Susarım...
İçimde ki kıyameti durdururum hiç beklemeden.

Yağmurdan kaçarak kalacak bir ev arayan köpekler gibi çaresizsem eğer. Ve yağmura karışmış geç kalmışsam sıcaklığında ısınmaktan. Hala ismini kullanıyor ve sesini özlüyorsam. Sevdalıysam ve suçluysam da bir o kadar. Gideceksen ve ben asla gelmiyorsam yanına; Kaçarım...
Zaten senin yanında ki kalmalardan uzak olan ruhumu da sürüklerim peşimden. 

Anlamsız geliyorsa eğer gülmek için bekleyen her şey. Ve muhabbetlerde ismim geçmiyorsa artık. Uzanmıyorsa elim her sabah okunmayı bekleyen ıslak gazeteme. Şarkılar daha da beter ediyorsa tekrar tekrar okunan nakaratların da. 
Sen hala yoksan eğer ve aslında varsan herkesin yanında. Titrek parmaklarım arasından düşüyorsa sigaram ve eğilip alacak gücüm yoksa. Göz yaşlarım kurumuşsa yosun tutuyorsam kendi yalnızlığımda. Ve gitmek istiyorsam bir türlü sığmadığım bu şehirden gidemiyorsam her seferinde. Sana uzanmaya korkuyorsam ve sen zaten unutmuşsan beni çoktan. Yabancıysam sana kalabalıklarda bir hiç kadar değersizsem eğer. Geceleri yanmayı unutan bir koridor lambasıysam ve sokaklarda gizlice dolaşan kirpinin korkaklığına sahipse ruhum. Çekiniyorsam, bakamıyorsam aslında  bakmaya doyamadığım gözlerine. Ve yaşlanıyorsam son-bahar gibi dökülüyorsa yapraklarım; Vazgeçerim Yaşamaktan...

Umutlarımı hayallerimi yaşanmış ve yaşanmayı bekleyen onca şeyi geride bırakıp karşıdan karşıya geçerim en uzun yoldan...