22.5.12

Bana Soracak Olsalar ;


Bir daha dünyaya gelecek olsam; Efsun çiçeği olmayı dilerdim. Masallarda anlatıldığı gibi hiçbir kalıba sığmayan. Sadece; elleri hafiften buruşmuş, göz altları çökmüş, yüreği yaşı kadar büyümüş Anneannemin ağzından çıktığı  kadar yaşayan ve mutsuz sonları görmeden solan… Mutlu sonlanan…

Ve belki birazda kulaklıktan dışarı taşan şarkılar olmak isterdim. Kimseyi rahatsız etmeden bir tını olarak sürüp geçsin hayatım. Fazla damdan düşer gibi hayret uyandırsın sesim. İlgi çekiyim ama meşgul etmeyeyim, kargaşadan zor kurtulmuş uykuya hasret ruhsuz bedenleri…

Bazen de Her mevsim yenilebilir bir meyve gibi geleyim hayata. Buna karşı gelecek tüm fırtınalara inat tutunayım dalıma sımsıkı. Hiçbir kusur bulunmasın aseletimden. Ve küçük avuçların içinde hevesle tüm damaklarda tat olayım…

Ha birde Meraklı bir Türk kahvesi olmayı isterim şimdilerde. Sırları; ağızlarda acı bir tat bırakıp yüreklere umut bağlayan telvesinde saklı. Her yudumda heyecanı arttıran, köpüğü bol, şekeri yerinde bir Türk kahvesi.
Titrek ellerde taşınıp ağır konulara misafir olan. Hoş sohbetlere eş, yeni başlangıçlara gebe, dilenen tüm dileklere umut olmak isterdim…
Kırk yıllık hatırla yola çıkan…


5.5.12

Bir gece öylece Yazarsın

Mesela bir otobüs hayal edin; tüm kalabalıklardan yoksun kalan, yoksul olan... Her durakta durup, her duraktan boş ayrılan.. Tüm kalabalıklara hasret, yalnız yol alan...


Ve bir şarkı düşsün aklınıza nakaratına bir türlü gelemediğiniz. Devamlı ağır çalan bir enstruman eşlik etsin. Asla hızlanmayan notaların hüznü işlesin hayatınıza...
Bir türlü izleyemediğiniz güneşin doğuşunu hayal edin, kayan tüm yıldızları göremediğiniz andaki sitemkarı... Dalgalanmayan denize bağırın artık ! Ve sessiz kalın tüm bağırmaların arasında...


İşte böyle  tamda küserken sevdalara, tam yalnızlığın acı halini sindirecekken artık; bir el dokundu elime. Bir ses eşlik etti '' uzak ülkelerin birinde '' diye başlayan masallarıma. Bir çift göz düştü en kuytu köşesindeyken hayatıma. Bir çift alevdi sanki buz keserken kavuran... Gülümsemeleri hatırlatıp geçmişten uzak kalan... Umutlara gebe hayallerimi tekrar tekrar kurduran... Bir çift gözdü sadece önümü aydınlatan...


Şimdi radyoda o eski şarkılar çalmıyor. Başını tüketemediğimiz her şey geride kaldı. Hasret kaldığımız güneş doğdu milyon defa tepemize. Ve dört bir yanda denizler dalgalanıyor bizim için.
Şimdi hiç bir otobüs boş dönmeyecek sokaklardan. Hiç bir yıldız habersizce kaymayacak...
Şimdi hüzünlü herşey bitti sevgilim, insanlar bizimle bağırmadan konuşacak...
Şimdi tüm masallar uzak ülkelerde değil '' Bizim '' ülkemizde yazılacak...


Mesela bir mutluluk hayal edin. Tüm yalnızları kıskandıracak kadar çoğul kalan,çok olan...



Hayattan Bir Renk Alın

Hatırlar mısın bilmem. Sana bir renk olma şansı verilse hangi renk olmak isterdin diye sormuştum.
Eğer hayatta bir renk olacaksam; ben hep yeşil olayım istemişimdir. Yeşilin her tonundan birazcık. 


Yeşil gibi; capcanlı,kıpır kıpır,ferah kimi zamanda asil... Yeşil gibi olur olmaz her yerde biteyim istemişimdir.
Bence sende hep mavi ol. Gökyüzündeki gibi; derin,sonsuz,huzur verici, dingin bir mavi..
Hep başımızın üzerinde; iyilik de gelse kötülükte gelse, yağmurda yağsa güneş de açsa var olduğu için şükrettiğimiz cinsten...
Merve Öztürk