Yazmak için yazmaya gelmedim, anlatmaktı tek derdim. Anlatmak; hayal olan umut dolu her güzel şeyi. İyilikleri ve hala iyi bir şeylerin olabileceğini.
Hala Mecnunun Leyla'ya kavuşma şansı olabildiğini göstermeye geldim. Bülbülün güle söyleyeceklerini. Tilkinin kürkçü dükkanına aslında sevdiği için döndüğünü ispatlayacaktım ve gökyüzündeki onlarca yıldızın neden asılı kaldığı hakkında gerçek fikirlerim vardı...
Sonbaharda dolaşan hüznün gerekliliğini ve ilk baharın onu nasıl silip götürdüğünü izletecektim size. Bir annenin ninnisinde ki huzuru dinletecektim, oradan alınması gereken en büyük dersi. Yorgun argın eve gelen orta halli bir memurun çabasını tutacaktım avuçlarımda, ve gösterecektim 75 yaşındaki Ahmet amcanın yaşama sevincini.
Yazmak için değil yazılmak için bekleyen şeylerden bahsedecektim. Aşk acısını yaşamadan izleyin, yaşamaktan beter olun istedim. Evladını aylardır aynı hastane koridorun da bekleyen babanın yerine oturup hüngür hüngür ağladığınızı görecektim. Gerçek olmayan milyonlarca masalın gerçekliğini ispatlayacaktım size.
Kasanızda sakladığınız sayılı mirasınızın aslında hiç bir şeyi satın alamayacağını okutacaktım.
En eski bir eşyanın kocaman evdeki değerini sokacaktım insanların gözüne. Dört duvar arasına sıkışmış bir böceğin hikayesine kimse inanmayacaktı. Topal bir ayağın koşma umuduna şaşıracaktı herkes. Ve aslında kötü huylu bir beyin tümörünün nasıl iyi huylu çıktığına.
Evvel zaman içinde duymadığınız her şeyi hemen önünüze sunacaktım. Düşüncelerinizin nasıl evrim geçirerek Fikir olduğunu görecektiniz. Hayal kurma yeteneğinizi verecektim elinize. Ve sevdiğiniz onlarca şarkıyı tekrar dinleyektiniz...
Elimdeki kalemi zorla almaya çalışan herkese satır satır anlatacaklarım vardı. Cümle cümle ağıtlarım. Durun diyecektim. Engelim olmayın. Mürekkebim hala temizken, hala benimken ve hala uçabiliyorken bırakın yazayım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder