2.7.12

Bir Ankara Denemesi


Bu kalabalık şehirde nasıl yalnızlaşılır onu görüm iki günde. İki günde yalnız kaldım bütün birlikteliklerden dışarıda. Ve kayboldum kendini arayan bedenlerin arasında…
Herkesin kulaklığından dışarı taşan şarkı farklıydı bu şehirde. Bazıları kendi gürültülerini yaratmak için son ses açtılar müziğin sesini, bazıları kayboldu, şehrin gürültüsüne yetemediler.

Tıklım tıklım otobüsler de ayakta kalan 60 yaşın üzerindeki yaşlılar oturan gençlere hayıflanırken, onlar duymazdan geliyordu saatlerce gezdikten sonra yorulan bedenlerinin hatırına. Üstelik şaşırtıcı olan bir şey daha vardı ki; insanlar inecekleri durakları mıh gibi kazımışlardı akıllarına. Daha ötesine ömürleri boyunca gitmemişler sanki, her şey inecekleri yere kadar yaşanmış ve bitiyor bir kaplumbağa hızında ilerleyen hayatlarında. İki adım fazla atsalar ölecekler. Oysa ben yürümeyi tercih ederim bir yerden bir yere varmak için. Mümkün değildi bu şehirde bir yerlere yürüyerek ulaşmak.
Bir de uzansan tutacaksın ama her seferinde kısa geliyorsun zamana. Ben daha sabahki çayımı yudumlarken sona ulaşıyor tüm şarkılar nakaratlarını atlayarak.
Güneş doğduktan sonra yükselmeden batıyor adeta. İnsanları tanıyamadan eskiyorlar ve yenilenmek için çok yaşlı kalıyorlar hayata.
Ben kalemi elime her aldığımda bir ruh daha ayrılıyor sıradanlaşan bedenlerden. Şehir onlar için boş ve gereksiz sanki. Şehir onların yanında yavaş ve eksik kalıyor…

Bu pazarteside farklı hiç bir şey olmadı. Orta yaşlı olup menopozunun ilk günlerini yaşayan kadınlar açtılar storlarını, çapaklı göz kapaklarıyla ulaştılar şehrin ilk ışıklarına.
Bir damla uyku uyumayıp zevk almadığı bedenlerden sıyrılan adamlar, aşksız sevişmelerinin sonunda kapıları çarparak uzanıyor günün geciken saatlerine. Ve sabahlayan tüm gençlerin ezan vakti uyuya kalışlarıyla başlıyor yeni bir gün daha en eski hızıyla.

Ben yine geç kalıyorum zamana ve  yaşamaya. Her kelimem bir kağnı; bu rüzgarın esmelerini unuttuğu çıkmak 
sokaklarda…
Deminden tamamen kopmuş ikinci bardak çayım da  ben dudaklarıma götürene kadar soğudu kalemimi yarıştırma uğruna.
Bu kadarı fazla bile bu şehre; 







- Hesabı alabilir miyim lütfen?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder