2.7.12

Kilometrelerce öteden Seveceğim sen olmayacaksın


Neden yazamıyorum seni. Neden yetmiyor kalemim bu türlü ayrılığa.  Neden sen gayet mutluyken ben hala göz yaşlarımı siliyorum pijamamın koluyla.

Dün gece sesini kaybetmiş bir sokağın köşe başındaki dilenciye özendi hayatım. Yara bere içinde dikiş tutmayan o küçücük avuçlarda dolaştı bir an olsun yorulmadan.
Düştü belki, kırıldı yine ve yerler kan oldu; eski yaralarımın üzerine açılan kesiklerden.

Bir kapalı kutuydu hayatım bundan bir süre öncesine kadar. Sayılı dostlarım ve tanıdığım onlarca kişi vardı. Her sabah aynı saatte kalkar ve her gün oradan oraya koştururdum hiç durmadan. Bir nevi kaçardım hayatıma sokulmaya çalışan insanlardan. Bir buçuk şekerli çayım ve arkadaşlar arsında dolandığım sigaramdan başka hiç bir şeyin bağımlısı değildim. Olmayacaktım.

Bir sabah yine her zaman olduğu gibi kalktım yatağımdan. Yoğunluktan taşacak olan günüme dostlarımı sığdırmaya çalışıyordum. Bir iş görüşmesinden sonra en yakın arkadaşlarımdan biri aradı, açmayacaktım. Fazlasıyla meşguldüm aslında. Ama bir şey oldu ve kulağıma gitti telefonum. Karşıda ki ses ‘ nisa yanıma gel ‘ dedi sadece. Normalde milyon tane bahane üreten ben onca işimin arasında 15 dakikalığına da olsa geliyorum demiştim. Ellerimde kimden geldiği belli olmayan papatyalarla çıktım cafenin merdivenlerinden. Ve her şey öyle normaldi ki ben o masaya otururken. Nerden bilebilirdim? Kim söyleyebilirdi hiç tanımadığım halde bana sigarasından uzatan kişinin beni uykularımdan edeceğini. Kim inandıracaktı bu gecede onun için göz yaşı dökeceğimi. Hiç kimse…

İşte hayatım içtiğim o sigaradan sonra değişti tamamıyla. Artık her sabah tek bir insanın mesajıyla uyanıyordum sanki sadece benim için başlayan yepyeni bir güne. Ve yine tek bir kişi için çalışıyor, hayaller kuruyordum milyon tane. Bir tek onun sayesinde çıktım kapalı kutumdan. Bir tek o iyi geldi eski yaralarıma. Ve karşıma aldığım onca insana değecek bir tek o vardı hayatımda. Tekrar inanmayı öğretti bana.  Tekrar umut etmeyi. Ve tekrar anlamıştım hayatta ‘sevmekten’ öte bir şey olmayacağını…

Bu gece yine kucakladım eskiden kalan  tüm yalnızlıkları.  Kucakları dolmuş kalan parmaklarıyla eski kutunun kapağını açmaya çalışan yorgun bir kadını oynuyorum şimdi. Şimdi yatacağım ve yine uyku inmeyecek göz kapaklarıma. Şimdi çalmayacak telefonum, şimdilerde olduğu gibi. Burası soğuk. Burası karanlık. Burasına gücüm kalmadı artık…

Yorgunum, her gün yorgun. Sevdiklerimi sevmeyecek kadar yorgun. Onlardan kaçacak gücüm olmadığı için saklanıyorum. Bir süre sonra saklanmayı da  göze alamayacak  kadar yorgun.  Sağ gözüm seyiriyor eskisinden çok fazla. Nefes almaya yetemeyecek kadar yorgunum artık. 

Hem susacak, hem konuşacak ne çok şey var. Bir baş ağrıları nöbeti saklandı dün içime. Dediler ki bu şehir böyle. Ellerimi uzatıyorum şehrinize, içinden geçiyor bilmediklerim. Bildiklerim yüzüme...
Bir gelse diyorum bir görse halimi…. Sonra tekrar sokuluyorum kabuğuma görmesin, görmesin böylesi hepsinden daha iyi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder