18.7.12

Üzerime Su Dökülüp Söndürülmeden...

Aslına bakarsan sevmem bu tür yeni başlangıçları. 'Yeni' adı altın da atılan imzaları. Ve hatta sevmem iki gecedir üst üste bekletilmiş yarım kalan yazıları, yarım kalmış yazarları...

İçimin suskunluğunu saygısızca yok edeceğim şimdi. Şimdi 'yeniden' değil 'eskiden' bir kaç fırça atıyorum kağıdıma.Şimdi yazılarım bir kalabalık içinde unutulan ve akıllarda yer kaplamayan, merceği çoktan bozulmuş bir kamera gibi. Yetkilisi tarafından kovulan bir işçi, ve kurşun kalemin tepesinde oturup kullanılmayı bekleyen fakat her seferinde unutulan kalitesiz silgi.

Küllerinden sıyrılamayacak gibi bir halim var. Üzerinden çok geçmemiş hala 'sıcak' diyecekler insanlar. Başka bir sürü şey geçecek akıllarından. Belki de en korkunç filmin sonunu yakıştıracaklar hikayeme. Karanlığa doğru giden kıza ' Gitmesene öleceksin ' diye seslenirlerken ne kadar saçma olduğunu anlayacaklar. Sadece bir filmden ibaret olduğu gelecek akıllarına. Ve tek bir kumanda tuşuyla kapatacaklar. Bir daha geri dönüp bakmayacakları ekrana çevrilecek sırtları. Gece uzayacak, kapanan göz kapaklarına ağır gelecek artık. Görmek için hazırlıklı olmadıkları onca kabusu kabullenip uyuyacaklar saatler boyu.

Ve bir eskicinin dilinde sallanacak kağıtlarım 'Eskilerrr alırımmmm, eskiciiii ! ' diyecek defalarca, sıkılmadan. Penceremi hafifçe aralayıp bakacağım belki ona. Belki de ben bakmadan çoktan gidecek çıkışını daha önceden hiç görmediği sokaklara. 
Bir şarkının en sıkıcı bölümünde geçecek ismim. Söylerken bir tülü geçmeyen, defalarca uydurulan, ileriye sarılan kısım olacak. Bazende o şarkının listeden silinmesine sebep olacak tek bir söz geçecek içinden...


Perdesinin güneşe engel olduğu  avuçlarımdan daha ne çok dökülecek hayalim var.  Bu gece çapaklarını bırakıyorum kalemimin. Henüz uyanmadım. Henüz hazır değilim bu tür geçişlere;
Ucu kırılmış kurşun kalemimi çevirebilecek miyim eski bir kalemtraşın çöplüğünde...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder