14.8.11

Gitmeden son buseyi çal


Geceleri saat kaç olursa olsun nöbetçisi olmalı sessiz sokakların. Bazen evden kaçan küçük bir kız, bazen kaçacak bir evi bile olmayan hilekar dilenci ve bazen ‘bazen’li durumlara düşen herkes için bir bekçi olmalı.
Kifayetsiz sözcüklerim ruhuma ağır geldiği zaman daha hızlı nefes almaya başlıyorum.
Gecelerim ve gündüzlerim habersiz yer değiştiriyor. Saatim ya bir saat ileride yada geride yaşamak için. Bu sabah güneşi de göremedim. Ne zamandır sabahlarımda gökyüzü yıldızlarla şarkı söylüyor.  Ben ne zamandır sevdadan düşmüşüm..
Ve bir meyhane kapısı kadar çekingen adımlarım içeri çağırır gibi.
Sakin lavanta kokusu geliyor. Bir parça Müzeyyen Senar gramofonda..
Ne ağır esiyor bu gece rüzgar.. içimin yaprakları oynamayacak sanki.
Sanki zaten çoktan kurumuşlar gibi. Sahi hangi mevsimi yaşıyordum ben?
Sonbahar hafif kalır üzerime. Aylardan ocak sanırım. Ayrılık mevsiminin en bereketlisi.

Uçurtmadan bir hayalim olsa. Uçurtmanın ipleri olsak yada.. karışalım birbirmize yolumuzu şaşırmadan. Veyahut saklı biz kavanozda evimiz olsun seninle.
Ben her geldiğimde kelebek korkusu olsun yüreğinde.
Kelebek korkusu nedir biliyor musun? Hayır, hayır sen hiç bilme.
Biraz daha doldur kaptan korkma, korkma bu karanlıktan, bak ağlıyoruz ikimizde…
Bak ağlarken bile birlikte ellerimiz.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder