25.11.11

Yüzünü Dökebilirsin Küçük kız, Yalnız bir sensin çünkü

Her zamanki kafeye gitti.  Her zamanki gibi az denecek kadar doluydu. Her zamanki yerine oturdu. Karşısında uzun camları olup boş bir sokağa bakan masasına. Her zamanki içkisini söyledi. Açık bir çay. Garson her zamanki gibi selamladı ve siparişini hızlı bir şekilde getirmişti. Her zamankinden bir kaç insan sesini fazla kullanıyordu. Fazla yüksek. Fazla kalabalık. Yalnız kaldığı anlarda kalabalıkları sevmezdi. Kalabalıklardan kaçardı. Her zamankinden uzak tek bir şey vardı, tüm kalabalıkları kıskanacak kadar yalnızdı. Bu kafeye defalarca onsuz gelmişti elbette. Ama bu defa o birdaha olmamak için yoktu. onun olmadığını hisseden küçük kız çayından bir yudum aldı. ilk alışında ağzı yanmıştı. Hızlı içmişti bu defa. huzursuzdu çünkü. Mutsuzluğundan daha çok huzursuz olmuştu. Her zamanki radyodan gelen müziğe verdi kulağını. Ayrılık şarkısı çalıyordu. Ayrılık şarkısı bağırıyordu adeta. Kafası karıştı. Kafası ne zaman karışık olsa bir sigara yakardı. Her zamankinden bir tane daha yaktı.Ağzının yanmışlığını gideren sigarası kafa karışıklığına fayda etmedi.
Bir hikaye düşündü. Islak çimenlerin hikayesi. Kimse bilmez oradaki hayalleri. kimse göremez çimenlerin üzerini örten deniz karanlığında ki gök yüzünü. Hayellerini Hayal etti. Bu defa hayallerini kıskanıyordu. Hayallerinde birlikte olduğu adamı. Hayallerinde dahi aynı bakardı gözleri. Hayallerinde bile aynı susardı. Radyodaki şarkı değişince bir an kendine geldi. Bu defa Sezen Aksu'nun sesi. Tükeneceğizi duyar duymaz korktu küçük kız. Kızaran gözlerinden korktu. Gözlerindeki tuz yakıyordu canını. Gözlerindeki deniz özgür olup boşalmayı istiyordu bu kez. Bir sigara daha yaktı ve dinledi ' 
Herşey bir anda anlamsız gelecek işte biz o gun tükeneceğiz ' Şarkıdan ilham alarak hayal kurmadan onu düşündü. Acaba şimdi nerede ve kiminle diye geçirdi aklından. Aklı kaçacak gibi oldu.Acaba gelirmiydi buraya . Acabalarına baktı sonra küçük kız. Kurduğu acabaların ne kadar hayali olduğuna.
Bir rüzgar esti. Üşüdüğünü hissetti. Bu kez rüzgardan savrulan saçlarını kendi elleriyle itti yüzünden. Elerini kendi nefesiyle ısıtmaya çalıştı. Ve tekrar korktu küçük kız. Bu defa onu arayan ellerinden korktu. Yalnız onunla ısınan ellerinden..
Üşüdüğünü anladı tekrar. Kalın giyinmemişti her zamanki gibi. bu defa kalın giyinmediği için kendi kendine kızdı. Bir sigara daha yaktı. Üçüncü sigarasını içerken elinden çekip alacak kimsesi olmadığını gördü. Bunun ağır acısını yaşadı ve daha başlamadan kendi elleriyle söndürdü sigarasını. Gözü kapıya ilişmişti. Bir an için kapının arkasında olduğunu gördü. Müptela bakıyordu ona. Müptela ve birazda sarhoş. Bir şiir geçirdi aklından. Mısralarını yazmadan bir isim buldu ona ' Sen ve Ben Gibi ' Satırlarına başlarsa, satırlarından düşeceğini düşündü. Satırlarından korktu bu defa, her zaman onun için yazılan satırlarından...
Bir çay daha istedi garsondan, ve kulağı tekrar radyodaydı.  'James Blunt' çalıyordu bu kez. En sevdiği sanatçılardan birinin sesini duyunca gülümsedi. Gülümsediği anda göz yaşları döküldü birer birer... Göz yaşlarını kendi elleriyle sildi. Aslında birlikte olamadıkları zamanlarda bile birlikte olurlardı. Oysa bu defa yalnızdı. Ve tüm defalarda yalnız kalacaktı artık.
Tekrar hayal etti küçük kız. Onu tekrar öpebilmeyi hayal etti. Sesli düşündü. Dudaklarını oynatarak 'Budala' diye geçirdi aklından. Dudaklarını oynatarak onu sevdiğini söyledi bu defa. Sorar gibi cevap bekler gibiydi. Ama kimse yoktu sevgisine karşılık verecek. Sonunu getiremeden yuttu kelimelerini.

Her zamanki kafedeydi. Her zamanki yerine oturup, her zaman ki içkisinden söyledi. Açık bir çay. Garson her zamanki gibi selamladı ve siparişini hızlı bir şekilde getirmişti. Her zamankinden farklı olan tek bir şey vardı. Artık yalnız gelecekti bu kafeye. Artık yalnız sevecekti, artık yalnız kalmıştı küçük kız. Resimlerini gördü. Rüzgarında seyrettiği resimleri. Ellerinin soğuktan donmak üzere olduğunu anlayınca durdu. Bıraktı kalemini. Yazacak bir şeyide kalmamıştı zaten. Yazdığı onca şeyi bırakıp kafeden uzaklaştı. Çünkü biliyordu; artık yazılarıda onun gibi yalnız kalacaklardı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder