Bir hikaye düşündü. Islak çimenlerin
hikayesi. Kimse bilmez oradaki hayalleri. kimse göremez çimenlerin üzerini
örten deniz karanlığında ki gök yüzünü. Hayellerini Hayal etti. Bu defa
hayallerini kıskanıyordu. Hayallerinde birlikte olduğu adamı. Hayallerinde dahi
aynı bakardı gözleri. Hayallerinde bile aynı susardı. Radyodaki şarkı değişince
bir an kendine geldi. Bu defa Sezen Aksu'nun sesi. Tükeneceğizi duyar duymaz
korktu küçük kız. Kızaran gözlerinden korktu. Gözlerindeki tuz yakıyordu
canını. Gözlerindeki deniz özgür olup boşalmayı istiyordu bu kez. Bir sigara
daha yaktı ve dinledi '
Herşey bir anda
anlamsız gelecek işte biz o gun tükeneceğiz ' Şarkıdan ilham alarak
hayal kurmadan onu düşündü. Acaba şimdi nerede ve kiminle diye geçirdi
aklından. Aklı kaçacak gibi oldu.Acaba gelirmiydi buraya . Acabalarına baktı
sonra küçük kız. Kurduğu acabaların ne kadar hayali olduğuna.
Bir rüzgar esti. Üşüdüğünü hissetti.
Bu kez rüzgardan savrulan saçlarını kendi elleriyle itti yüzünden. Elerini
kendi nefesiyle ısıtmaya çalıştı. Ve tekrar korktu küçük kız. Bu defa onu
arayan ellerinden korktu. Yalnız onunla ısınan ellerinden..
Üşüdüğünü anladı tekrar. Kalın
giyinmemişti her zamanki gibi. bu defa kalın giyinmediği için kendi kendine
kızdı. Bir sigara daha yaktı. Üçüncü sigarasını içerken elinden çekip alacak
kimsesi olmadığını gördü. Bunun ağır acısını yaşadı ve daha başlamadan kendi
elleriyle söndürdü sigarasını. Gözü kapıya ilişmişti. Bir an için kapının
arkasında olduğunu gördü. Müptela bakıyordu ona. Müptela ve birazda sarhoş. Bir
şiir geçirdi aklından. Mısralarını yazmadan bir isim buldu ona ' Sen ve Ben
Gibi ' Satırlarına başlarsa, satırlarından düşeceğini düşündü. Satırlarından
korktu bu defa, her zaman onun için yazılan satırlarından...
Bir çay daha istedi garsondan, ve
kulağı tekrar radyodaydı. 'James Blunt' çalıyordu bu kez. En sevdiği
sanatçılardan birinin sesini duyunca gülümsedi. Gülümsediği anda göz yaşları
döküldü birer birer... Göz yaşlarını kendi elleriyle sildi. Aslında birlikte
olamadıkları zamanlarda bile birlikte olurlardı. Oysa bu defa yalnızdı. Ve tüm
defalarda yalnız kalacaktı artık.
Tekrar hayal etti küçük kız. Onu
tekrar öpebilmeyi hayal etti. Sesli düşündü. Dudaklarını oynatarak 'Budala'
diye geçirdi aklından. Dudaklarını oynatarak onu sevdiğini söyledi bu defa.
Sorar gibi cevap bekler gibiydi. Ama kimse yoktu sevgisine karşılık verecek.
Sonunu getiremeden yuttu kelimelerini.
Her zamanki kafedeydi. Her zamanki
yerine oturup, her zaman ki içkisinden söyledi. Açık bir çay. Garson her
zamanki gibi selamladı ve siparişini hızlı bir şekilde getirmişti. Her
zamankinden farklı olan tek bir şey vardı. Artık yalnız gelecekti bu kafeye.
Artık yalnız sevecekti, artık yalnız kalmıştı küçük kız. Resimlerini gördü. Rüzgarında
seyrettiği resimleri. Ellerinin soğuktan donmak üzere olduğunu anlayınca durdu.
Bıraktı kalemini. Yazacak bir şeyide kalmamıştı zaten. Yazdığı onca şeyi
bırakıp kafeden uzaklaştı. Çünkü biliyordu; artık yazılarıda onun gibi yalnız
kalacaklardı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder