Dürüst bir yalancıyım dedim ona. Anlamadı. Anlamak istemezdi çoğu zaman, ama bu defa sahiden anlamamıştı. Anlamayarak kalbimi kırmaktan çekiniyordu. Kalbim kırılıyordu; anlamadığında değil, anlamak istemediğin de. Onun başını derde sokmak istemem, belli etmiyorum kırıldığımı. biliyorum olağan kırılıp tekrar bir bütün olmak. Yaşadığım bu şey cesaret istiyor. Güç ve umut. Gücümü mutluluğumdan alıyorum, cesaretimse yeşermek için tek bir su bekliyordu zaten. O da oldu. Peki umutlarım? Umutlarımı şimdi nerede bulacağım? Yüreğini yokladım bir kaç kere, kilitlemiş kapılarını. Niye yazamıyorum? Niye yazarken dahi korkuyorum. Korkak biri olduğumu biliyor. Yalancı olduğumu da. peki devamlı sarhoş ve ağlayan biri olduğumu ne zaman öğrenecek? Onun için ağlamadım, beni hiç ağlatmadı. Bana değer verdiğini hissediyorum elbette. Ama en çok bana değil.
Bir kefe var içinde milyon tane insan. Milyon taneyim onun için. Milyon tane kalıcam, kapıları hep kapalı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder